© Balık Haber 2020 | Adnan Kasapcı

Dalgaların Altından Satır Aralarına Hakan Kabasakal

Hakan Kabasakal 31 yıldır İstanbul Boğazı'na dalarak dip hurdacılığı, kendi deyişiyle 'toplayıcı dalgıçlık' yapıyor. Köpek balıkları ve vatozlar üzerine yaptığı doktorasını tez aşamasında bırakmış olsa da öğrenmeyi bırakmayan biri. Hakan Kabasakal, köpek balıkları konusunda Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli deniz biyologlarından birisi haline geldi.

1970 yılında Adana’da dünyaya gelen Hakan Kabasakal, İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nde lisans ve aynı üniversitenin Fen Bilimleri Enstitüsü Deniz Biyolojisi Anabilim Dalında yüksek lisans yaptı. Buradaki doktorasını tez aşamasındayken bırakan Kabasakal, lisansüstü eğitimi sırasında Su Ürünleri Fakültesinde araştırma görevlisi olarak çalıştı. Japonya’nın Shikoku adasında Kouchi Üniversitesi Usa Deniz Araştırma İstasyonu’nda balık eko-morfolojisi ve balıkçılık hedefli stok yönetimi kursu alan Hakan Kabasakal, köpek balıkları konusunda Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli deniz biyologlarından birisi haline geldi.

“ÖMRÜMÜZ AKIP GİTTİ BOĞAZ’DA”

“Denize aşk tek taraflıdır, o acımaz ve en ufak bir hatayı affetmez. Sevdiğim kadar da korkarım ondan” diyerek denize olan sevgisini ve disiplinini ifade eden Hakan Kabasakal, hem okullu hem de alaylı profesyonel bir dalgıç ve aynı zamanda da deniz biyoloğu. Kendisi otuz yılı aşkın süredir Boğaz’ın derin karanlığına dalıp çıkıyor ve hayatını sürdürmek için ihtiyaç duyduğu gelirin bir kısmını, dibe takılıp kalmış hurdaları gün ışığına çıkararak kazanıyor.

Ömrünün belki de hiçbir aşamasında denizden ayrı kalmayan Kabasakal, bu durumu şöyle ifade ediyor: “Hayatımın 32 yılı denize dalarak geçti. Gün oldu bilimsel araştırmalara katıldım ki aynı zamanda bir deniz biyoloğuyum, gün oldu derin karanlıktan hurdalar topladım, yevmiyeli dalgıçlık yaptım geçinmek için. Hâlâ da kazancımın büyük bölümü, derin karanlıkta tek başıma sürdürdüğüm toplayıcı dalgıçlıktan gelir.”

DALGALARIN ALTINDAN SATIR ARALARINA…

Büyük Beyaz Bilmece, Boğaz’ın Dibini Eşeleyen Şişe Delisi, Ömrümüz Akıp Gitti Boğaz’da, Bir Dalgıcın Gözünden Boğaz’ın Altındaki İstanbul adlı kitapların yazarlığını yapmış olan Hakan Kabasakal, yazarlığa başlama serüvenini şöyle ifade ediyor:

“Nihayet gün geldi ve hayatımı idame ettirmek için bir reklam ajansında metin yazarken buldum kendimi yıllar önce. Başta sudan çıkmış balığa dönmüştüm yazarlık mesleğinde. Karadaki yaşama da derinlerde geçirdiğim vakitler sayesinde katlanabilmiştim. Fakat satır aralarına dalmanın dalgaların altında kaybolmak kadar keyifli olabildiğini görünce dalgıçlık kadar çok sevdim yazarlığı da...”

Ayrıca çevirmenlik de yapan Kabasakal, Fathali M. Moghaddam’ın Diktatörlüğün Psikolojisi adlı kitabının çevirisini yaparak bu alandaki iddiasını da kanıtlamıştır.

 

KİTAPLARA ULAŞMAK İÇİN...

 

GERÇEK BİR CANAVAR MI YOKSA BEYAZ PERDE’NİN BİR KURBANI MI?

Türkiye kıyılarında giderek nesli tükenmekte olan köpek balıkları üzerine uzun yıllardır araştırmalar yapan Hakan Kabasakal, yaptığı işlerde ‘Büyük Beyaz Köpek Balıkları’ hakkında bilinçaltımıza yerleştirilen bilgiler arasında birçok şeyin yanlış olduğunu gösterdiği gibi, saygı duyulacak bir canlı türünün tarihsel hikayesini kitap ve yazılarında bizlere sunmaktadır.

Büyük Beyaz Bilmece adlı kitabında bu konuyu ele alan Kabasakal, “Gerçek bir katil, gerçek bir canavar mı, yoksa ona bu kimliği insanoğlu mu kazandırdı? Bu canavar sadece sık görüldüğü Avustralya ve okyanus sularında mı yaşar? Yoksa onun yaşam alanları içinde Marmara dahil Türk kıyıları da var mıdır? İnsanların onları, özellikle de Jaws filmi vizyona girdiğinden bu yana yok edilmesi gereken, acımasız, kahrolası yaratıklar olarak gördüğü bir gerçek… Oysa bilimsel adıyla ‘Carcharodon carcharias’, halk arasındaki ismiyle ‘Büyük Beyaz’ hakkında bildiklerimizin pek çoğu rivayetlerden öte bir şey değil…” diyerek popülaritenin oluşturduğu algılara karşı çıkmıştır.

Ayrıca Hakan Kabasakal, “Aslında köpek balıklarından korkmakta haksız değiliz. Keskin dişleri, güçlü çeneleri, görünmeyen avları görünür kılan hassas duyuları ve iri cüsseleriyle köpek balıkları denizdeki besin zincirine hükmeden tepe yırtıcılar. Dürüst olmam gerekirse, sivriburun harharyas saldırgan bir köpek balığı türü. 1845 yılından günümüze kadar olan dönemde 7000’e yakın köpek balığı saldırısının kayıt altına alındığı Küresel Köpek Balığı Saldırıları Dosyası (Global Shark Attack File – GSAF) veri tabanında sivriburun hazretlerinin adı sıkça geçiyor. GSAF’ta kayıtlı saldırılardan 54’üne sivriburun harharyasın adının karışmış olması, Marmaris açıklarında yaşanan karşılaşmadan doğan tedirginliğe hak vermek için yeterli bir sebep. Yine de bu sayı, insan etinin tadına 326 kez bakan büyük beyaza, kaplan köpek balığına (129 saldırı) veya boğa köpek balığına (116 saldırı) kıyasla pek yüksek değil.

Köpek balıklarına duyduğu hayranlığı insanlara verebildikleri zarardan ayırabilen biri olarak, bu hayvanları araştırarak geçirdiğim uzun yıllar boyunca onlara bir kez bile sırtımı dönmedim. Ancak, deniz yaşamının bir denge içinde devam etmesinde köpek balıklarının kilit rol oynayan canlılar oldukları gerçeğini de göz ardı edemem. Denizlerdeki ekolojik dengenin korunmasında önemli işleve sahip olan köpek balıklarının, besin zincirlerinin sağlıklı kalmasında yaşamsal rolleri var. Denizel ekosistemleri dengeleyen, düzeni sağlayan bir unsur olarak karşımıza çıkan köpek balıkları yok olursa, ekosistemi dengeleyen güç odağı da yok olmuş olur.” diyerek köpek balıklarının ekosistemdeki yerini ve önemini ifade etmiştir.

Bunların yanı sıra, köpek balıklarının uzun ömürlü olmaları nedeniyle vücutlarındaki cıva miktarının çok yüksek olduğunu, bu nedenle köpek balığı eti tüketmenin insan sağlığı açısından büyük risk oluşturabileceği konusuna dikkat çeken Kabasakal, balık severleri uyardı.

 

KAYNAK: Balık Haber Merkezi

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER