İstanbul
17 Nisan, 2026, Cuma
  • DOLAR
    42.26
  • EURO
    49.07
  • ALTIN
    5726.6
  • BIST
    10.641
  • BTC
    103068.32$

Sportif Sazan Avcısı Kimdir? 

11 Nisan 2026, Cumartesi 15:01
Sportif Sazan Avcısı Kimdir? 

Neden Sportif Sazan Avcılığı Konusunda Gerideyiz? 

Dünyada ve ülkemizde genel kullanılan terim "Sportif Sazan Avcılığı..." 

Fakat bu terim bence yeterli değil ve anlamsız. Ben de buna istinaden kendimi "Sazan Sevdalısı" olarak tanımlıyorum.

Bu bakış açısıyla baktığımız zaman yani sevgi gözüyle baktığımız zaman esasında gözden kaçırdığımız, göremediğimiz birçok şeyi görmüş, ona göre doğaya ve canlılara saygı kavramını daha üst düzeye çıkarmış oluruz. 

Konu sportif sazan avcılığından çok daha farklı bir boyuta çıkmış olur. 

Bunu da gerek bir makale gerekse bir hikaye tadında anlatmaya çalışacağım... 

Esasında hepimizin göle giderken ortak bir gayesi var. Zilin çalması...

Sazan avcıları saatlerce, günlerce ve yeri gelir haftalarca o zilin çalmasını bekler. Zil çaldığında dünyanın verdiği karmaşayı unutur, kendini bu dünyanın verdiği tüm kötülüklerden temizler. 

O esnada insan bir doktorun bir ilacın veremediği etkiyi alır. Beyin tamanen sıfırlanır. 

Bundan daha kıymetli bir şey var mıdır ?

Olta balıkçılığını bilmeyen birçok kişi "ne anlıyorsunuz ki" diye sürekli yaptığınız hobiye laf atmaya, yermeye çalışır.

Fakat bilmez ki insanın özü "su ve topraktır"

Suya, toprağa değmeyen bir beden hiçbir zaman üzerindeki yükü atamaz. Ne para ne pul ne lüks bir hayat, basit bir hayatın sağladığı mutluluğu sağlayamaz. Mutluluk ve huzur küçük şeylerdedir. 

İnsan her zaman özü yani "su ve toprakla" temas halinde mutlu ve huzurludur. Günümüzdeki hobi bahçelerinin artma sebebi, insanların şehirlerden kaçma telaşı da bu yüzdendir.

Sazan avcılığı da bu anlamda birçok huzuru içerisinde barındıran, insanın kendi iç dünyasını rahatlıkla dinleyebildiği, ruhunun tüm derinliklerine inebildiği, hayatın anlamını kavrayabilme yetisini sunduğu bir ortam oluşturur. 

Kendimizi dünyaya kapatıp, ruhen kendimizi daha huzurlu hissettiğimiz bir anda da zilin çalmasıyla her şeyi unuturuz. 

Tüm oltacıların ana gayesi zilin çalması, o balığın tutulmasıdır.

Gayemiz, hedefimiz, mutluluğumuz zilin çalmasıysa bize bu kadar mutluluk, keyif, heyecan veren bir canlı sevgi ve saygının çok çok fazlasını hak etmiyor mu ?

Herhangi bir dostumuzun, arkadaşımızın dahi veremediği birçok şeyi bize sunan bir hayvan ölmeyi hak ediyor mu?

Onu tekrar görmek, tekrar o heyecanı yaşamak bizi çok daha mutlu etmez mi?

Hepimizin ortak gayesi zilin çalması olduğuna göre bu balığı öldürüp bu ihtimalleri ortadan kaldırmak mı daha kıymetli yoksa bu canlıya tekrar yaşama olanağı sunmak mı?

Bu iki sorunun arasında bir cevap vermek zorundayız. 

Balığı eve, akrabaya, komşuya vererek tekrar göle gittiğimizde bu ihtimalleri düşürmek mi yoksa bize bu kadar mutluluk veren hayvana saygı duymak mı?

Balığı sırf tuttuk diye kediye, köpeğe, kolu komşuya dağıtıp bizim bir arkadaş var çok iyi balıkçıdır dedirtmek mi yoksa diğer seferlere o duyguyu tekrar yaşamak mı? 

Ben kararı her zaman insanlara bırakıyorum, katliam yapmadığı sürece birkaç balık alan insanlara kızmıyorum.

Fakat göllerimizden alınan her bir balık kendi bindiğimiz dalı kesmekten başka bir şey sağlamayacak bize.

İşte bu anlamda "Sazan Sevdalıları" kavramı ön plana çıkıyor.

Sazana kıymet veren, saygı duyan, puluna dahi zarar gelsin istemeyen, sürekli koruyup, gözeten, kısacası gönülden seven... 

"Bir insanı sevmiş gibi" bu hayvanı seven, sayan insanlara, ben sportif sazan avcısı değil "Sazan Sevdalısı" diyorum.

O yüzden tercihlerimizi doğru yapmak zorundayız. Hepimizin ortak gayesi zilin çalmasıysa ve göllere gittiğimizde aynı heyecanı yaşamak istiyorsak biz, bize düşenleri yapmak zorundayız. 

Kendimize bahaneler üretip ben almazsam ağcı, zıpkıncı alacak ben almazsam şöyle olacak, böyle olacak demek bizim fedakarlık gösteremediğimizi gösterir. 

Sevgi fedakarlıktır. Gayemiz zilin çalmasıysa bizde bazı şeylerden fedakarlık yapmak zorundayız.

Buna rağmen kendimize sürekli bahaneler üretirsek bize düşenleri yapmamış oluruz. Biz kendimizden mesulüz. Biz kendimizi düzeltirsek toplum her anlamda düzelir.

Bu fedakarlığı yapamadığımız için Avrupa'yı gıpta ile izliyoruz. Adamlar hak ettiğini alıyor, bizde hak ettiğimizi... 

Adamlar kendine düşen görevleri yerine getiriyor. Sadece bir değil, birlik olmuş durumdalar. Sazana gerçek anlamda kıymet veriyorlar. 

Peki bizim ülkemizde neden böyle, neden ilerleyemiyoruz bu konuda? 

Esasında bu konu bizim suçumuz değil. Avrupalıların... 

Neden? 

Bizler gerçekten asil ve büyük bir milletiz. Fakat bulunduğumuz konumun verdiği sorunlar dolayısıyla her zaman savaşlar, iç kavgalar vermişiz. 

Elimizde ki birçok değerli, kıymetli şeyleri sömüren yabancı kesimler bizi geçim derdine düşürüp kendileri bunun sefalarını sürmüş. 

Petrol varsa sömürmüşler, altın, elmas varsa sömürmüş kendi milletlerini refah içerisinde yaşatmışlar.

Refah içerisinde ki milletler de hobilerine daha fazla vakit ayırmış, geçim, ekmek derdi bizim coğrafyamızda olduğu gibi çok sorun olmamıştır. 

Bizde haliyle ekmek, geçim derdiyle tüketim odaklı bir yaşam döngüsüne girmişiz. 

Bunun sonuçları olarakta ne yeteneklerimizin, ne hobilerimizin farkına bile varamamamışız. 

Birçok insan geçim derdiyle kaybolup gitmiş...

Birçok doğal güzellik geçim derdiyle kaybolup gitmiş... 

Birçok anlamlı şeyi tüketmeye mahkum edilmişiz...

O yüzden dolayıdır ki sazancılığın başkenti Avrupa'dır. Avrupa'da insanlar 1900'ler den beridir sportif sazan avcılığı yapıyor. 1900'lü yıllarda kullandıkları alarm, sehpa vs gibi ekipmanları biz daha yeni yeni kullanıyoruz. 

Bu aslında bizim ayıbımımız değil, bu sömürge ülkelerinin ayıbı... 

O yüzden birbirimizi kınamamamız, ayıplamamız, örnek olmamız gerekiyor. 

Bu gerek bir duruşla, gerek yaptığımız işlerle... 

Bu sevdayı bu ülkede daha iyi noktalara nasıl getirebiliriz bunların yollarını aramamız gerekiyor. 

Gençleri teşvik etmek, sevmek, sevdirmek, örnek olmak gerekiyor. 

Samimiyetle yapılan bir şeyin karşı tarafta kesinlikle izler bırakacağından eminim. 

Bu işi gönlünden yapanların artması dileklerimle... 

Saygılarımla
Çağrı Dalgalı

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum