İstanbul
17 Nisan, 2026, Cuma
  • DOLAR
    42.26
  • EURO
    49.07
  • ALTIN
    5726.6
  • BIST
    10.641
  • BTC
    103068.32$

Türkiye Sazan Camiasında Daha İleriye Gitmenin Yolları

14 Nisan 2026, Salı 04:06
Türkiye Sazan Camiasında Daha İleriye Gitmenin Yolları

Değerli abilerim, arkadaşlarım, kardeşlerim. Yine çok uzunca bir yazı olacak. Gönül vermiş insanların tarafsız bir şekilde okumasını tavsiye ederim. 

Son dönemlerde tıpkı önceki yıllarda olduğu gibi gerek çok sert, gerek çok ılımlı yazılar yazmaya, gerekse ince mesajlar vermeye çalışıyorum. 

Esasında yıllar önce yazı yazmayacağıma, kimseyle kavga etmeyeceğime, doğrular dahi olsa ses etmeyeceğime dahi kendime söz vermiştim. 

Bunu da son 2 yıla kadar başarmıştım. Neden bu konuda geri döndüm ordan başlayayım, neden bu kadar yazıyorum anlatayım ki insanlar daha önce dediği gibi sen mi kurtaracaksın demesin. Ben bana düşeni yapıyorum. 

Öncelikle son 2 yıl önceye kadar birçok kişi, birçok konuda destek istemiş bu konuda kendimi çektiğimi, kendi halimde takıldığımı belirtmiştim insanlara. Bunu da insanları kırmadan anlatmaya çalıştım her zaman. Çünkü yapım buna müsaade etmiyor. Herkese sevgi, saygı göstermeye çalışıyorum.

Tabi bunun sonuçları olarak insanlar çözüm bulmak için başka kapıları çalıyor ve cevaplar bulmaya çalışıyor.

 Özellikle gençler... 

Fakat sonuç olarak ya kafası karışıyor ya bu hobiden uzaklaşıyor ya da bu işin çok zor olduğunu düşünüyor. Çünkü kapısını çaldığı birçok kişi egoist ve siz yapamazsınız havasında imajlar veriyor. 

Örneğin konu yemse ya bana yazma deyip engelleyenler ya da bunu iki cümlelik anlatmak yerine kitaplarca cümlelerle ifade edenler oluyor. 

Bu da insanları çok yoruyor, üzüyor. 

7 yıl önce bir kardeşimiz bana soru sormuştu. Ben o dönemler kendi içime kapandığım için "cevaplamasam kusura bakmazsın değil mi inan yıldım artık" demiştim. 

Yol gösterdiğimiz muhakkak ticari kaygılarla, bizi tanımaz tavırlarla yoluna devam ediyordu çünkü. 

Bu kardeşimiz 7 yıl sonra biraz daha ılımlı dönemim de aynı soruyu bana sordu. Dedim ki 7 yıl boyunca bu konuda hiç kimseye bunu sormadın mı? Sordum abi ama hiç mantıklı cevap alamadım dedi.

Bu ve buna benzer birçok olay sonrasında insanlar birilerinin elinde kıvranmamalı deyip tekrar bir şeyler anlatamaya çalışıyorum.

Kısacası doğrular anlatılmadığı zaman insanlar tükenmiş bir durumda çözümler üretmeye çalışıyor bunlarda zaman, para kaybı olarak hanelerine yazılıyor. 

Bu işi biraz çözmüş insanlarda her anlamda ticarete atıldığı için veya popülerite sevdasında olduğu için çıkar, menfaat, ego döngüsü süre gelip gidiyor. 

Ya da cahil cesaretiyle ben bu işi her anlamda yaparım deyip işe girişmiş oluyor. 

Fakat bunun ki sadece özgüven oluyor bilgi vs değil. O da camiayı ilerletmiyor. 

Diğer kendini bilen, dürüst efendi ama tek eksiği olan "özgüvensiz" (yanlış anlaşılmasın bu egoist insanların baskısından dolayı) insanlarda ben başarabilir miyim acaba, ben yapamam yok ya çünkü bir usta benim yemime "kurabiye" dedi, o dediyse kesin olmaz gibi cümleleri sürekli beyninde tekrarlıyor. 

Ve birçok insan tanıdım ki emin olun "kurabiyecilerin" yaptığı yemi 10 ile çarpar. Tek eksik özgüven eksikliği, zaman ve nakit eksikliği. 

Bunu da bu ailenin egoistleri çok iyi bir şekilde bildikleri için bu baskıyı çok daha fazla artırmaya çalışıyor. Bu baskı arttıkça da özgüvenli ama cahil cesaretli kişilerde bir zaman sonra bu ailenin hatrı sayılır, söz sahibi kişilerinden biri olup gidiyor. 

Daha önceki yazımda da bunun örneğini vermiştim. Bu kişilerde bir ailenin çocuk yetiştirdiği insanları bu şekilde yetiştiriyor camiada bu şekilde kısır döngü içerisinde süre gidiyor.

Yani kişi ne kadar iyi olursa olsun örnek aldığı insanlar bozuk olunca kapısını çalan insanlara bu şekilde davranmak zorunda kalıyor. Çünkü kültür bu şekilde oluşuyor. 

Konuşma şekli, hitabı, bakışı, egosu her şeyiyle aynı kişiler bu camiaya tekrar kazandırılmış oluyor. 

Şimdi girişi uzunca böyle yaptıktan sonraki böyle yazıları uzun yazmam gerekiyor. Bir hikaye gibi anlatmak istediğim her şey hikayenin sonunda oturmalı. 

Yoksa sorunlar kavranmazsa çözüm olmaz. 

Şimdi gel gelelim asıl konumuza... 

Bu gibi egoist, yarışmalarda boy gösterme ve popülerite sevdalısı, ticari ahlaktan yoksun, mal getiriyorum paranızı verin ne zaman geleceği belli diyen... 

Esasında birçok kişinin özgüvenini, hevesini her anlamda kıran insanlardan bu camia nasıl kurtulur, nasıl temizlenir, gençlere nasıl yol açılır bunları anlatayım. 

-Egoist, Sahtekar, Ticari Ahlaktan Yoksun Kişiler Kimlerdir ? 

1-) Bunların kaynağı insandır. Yani insanların poh pohlamasını çok sever. 

2-) Bir başkasından duyduğu çıkarlar kıymetlidir. 

3-) Bir başkasını bu tip insanlar her zaman bir çıkar kaynağı görür. 

4-) Kendinden başka kimsenin o işi yapamayacağını, malzemeyse malzeme, balıksa balık Türkiye'ye ondan başkasının getiremeyeceğini düşünür. 

İnsanlarda o kişiye muhtaç olduğu, alternatif olmadığı için muhtaç kalır. 

5-) Hangi konu olursa olsun bir başkası ona alternatifse veya bir başkası herhangi bir şeyi başarırsa bahaneler üretir ve o kişiyi egale etmeye çalışır. 

6-) Herkes kendi kapısında dursun ister. Yalan söylemekten, insanları ikna etmek için yalan, sahte kanıtlar sunmaktan hiç gocunmaz. 

7-) Eleştiriye, doğruya tahammülleri yoktur.

Şimdi hedefteki kişileri kısaca bu şekilde tanıdık. 

-Ne Yapmamız Gerekiyor ? 

1-) Bu gibi insanların kaynağı "insan" olduğuna göre bu gibi insanları insanlardan uzaklaştırmak gerekiyor. 

İlk yapılacak işler bu kişileri, yanlış olduğu ispatlanmış kişileri, birçok kişinin zarara uğradığı kişileri hiçbir şekilde, 

"YARIŞMALARA ALMAMAK, SPONSORLUĞUNU KABUL ETMEMEK, SENDEN GELEN PARA ŞURDA DURSUN, BİZ ÖDÜL VERMESEK, SADECE BİR KUPADA VERSEK, İNSANLAR BU YARIŞMAYA GELİR DEMEK" gerekiyor. 

Bu işlemi yaptığınız esnada bu insanların tüm egosu sıfıra iner. İnsanlar ve yeni nesil bu insanların neden yarışmalara alınmadıklarını sorgular, bu kişilerde "insan" kaynaklı beslendikleri için bunları egosuna yediremez. 

Ki bir kişi büyük bir yarışmaya neden alınmadığı halen sorguluyor. Aradan neredeyse 1 sene geçmiş olmasına rağmen...

Hiçbir ortamda kabul edilmeyen bir insan topluma, doğrulara ayak uydurmak zorunda kalır. Çünkü bu tip insanların ana kaynağı insanlara sunacağı ego kaynağını bitiririrseniz çok ciddi bir darbe alır. 

Bu konuda yarışma düzenleyen derneklere çok büyük işler düşüyor.

Biliyorum bunu yapacak çok az sayıda dernek var. Ama bu yapılırsa insanlar doğruya yönelmekte adımlar atılacak. 

Yarışmalara bunların yerine genç, dinamik daha dürüst insanların alınması gençleri daha çok teşvik edecek.

Hatta ismi hiç duyulmamış ama balık bırakan insanlar yarışmalara davet edilecek, ödüller verilecek. Bu ödülleri ben cebimden karşılamaya razıyım. Sponsora gerek yok. 

Yarışma sektörleri "şu baits" "bu baits" değilde bu camiaya örnek olmuş, vefat etmiş insanlar olarak adlandırılacak.

Ben  bu sene yapılacak en kıymet verilen bir yarışmanın "SAMET BOZ" adıyla yapılmasını, her sektöre bu ismin 1,2,3 şeklinde verilmesi çok çok gönülden isterim. Bu konuda ki tüm sponsorluk masraflarını da karşılamaya razıyım. 

Yeter ki dürüst ve tertemiz insanların adı anılsın, duyulsun, UNUTULMASIN bu camiada. 

2-) Diğer en önemli konuda, insanlar ben doğruları yazarsam şu beni dışlarsa, beni linç ettirirse diye korkmayı, çıkarlarına göre hareket etmeyi bırakırsa, bir duruşu olan insanların yanında durur, doğruya doğru derse bu camia şimdilik %25 oranında düzelir.

Fikirlerinizi, yanlışları yazmaktan korkmayın. Siz ne kadar baskı kurarsınız egoist insanların "insan" kaynağını bitirmiş olursunuz. 

Geri kalan %75'lik kısmı zaman düzeltir. Çünkü bu kısır döngü bitecek zamanla bu aile dürüst insanların elinde olacak.

Bu camiada cesaretli insanlara ihtiyacımız var. 

Korkmayan, çıkarlarından feragat eden insanlara ihtiyacımız var. 

Siz kimseye muhtaç değilsiniz arkadaşlar tüm sahtekarlar size her anlamda muhtaç. 

Bu işi gönülden yapan, cesaretli, dürüst insanların çok fazlaca olduğu bir camiada görüşmek dileklerimle. 

Saygılarımla 
Çağrı Dalgalı

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum